İçeriğe atla

Meşîme-î Ümmîd

Boyut

Deli gönül, daldın yine engine,

Hatırından neler gelip geçiyor?

Şarktan garba, garbdan şarka uçuşan

Bulutlardan haber gelip geçiyor.


Sevir'deki muahede, siyaset,

Çoktan çöktü, bunu bilmek maharet.

Keramete kıç attıran feraset

Postası her sefer gelip geçiyor.


Baktım harbin yıldızına, şebine:

Emperyalist kaynayacak dibine.

Derin duyan her devletin kalbine

Yırtıcı bir hatar gelip geçiyor.


Bu siyaset, bu saltanat, bu nişan,

Avlanan vicdana bir kanlı kapan.

Altı bin yıl bu, laf değil, çarpışan

Kılıçlardan beşer gelip geçiyor.


Görüyorum kamerde bir gök bayrak,

Güneş saçan yıldızının adı: Hak.

Resm-i tâ’zim ile geçit yaparak,

Kalemimden kader gelip geçiyor.


Bu bayrağın mızrağının ucunda

Bir el gördüm, küre var avucunda.

Kehanetin Türk'e ait burcunda,

Yeni bir şaheser gelip geçiyor.


Mebdeine kadar baktım hilkatin,

Göz gezdirdim düsturuna vahdetin,

Milletine yâr olmayan devletin

Kapısından zafer gelip geçiyor.


Neyzen! İnsanların her bir katında

Gönül gözü az, gencinde, kartında.

Üniforma sandığımız sırtında

Pıhtıdan bir semer, gelip geçiyor.


Tıp Fakültesi Hastanesi, Haydarpaşa

13 Kânunusâni 1337 [13 Ocak 1921]