İçeriğe atla

Hoca

Boyut

Değil mi ya bu sütun-ı cehil dinin direği?

Oyuklarındaki baykuş fecia köstebeği,


Verir başında da emvât-ı muzlime telkin,

Mezar-i kahr u elemden haraç alır bu lâin.


Peder açıkta kalır, ya filSne validenin

Niçin muzaf ederek ismini sorar ve derin.


Düşünceler doğuran bu, bu bilmece, bil ki

Saçar bütün safahatiyle aşk-ı müştereki.


Bu râz-ı mübhemi tahlile hâme-i Neyzen,

Çalıştı şöylece Ferda-yı Vahdet izlerken.


Ölen ki mader-i maluma müstenit lâkin

Peder gelince zekâ irkilir, zekâ bu derin.


Karanlığa adım atmak için biraz düşünür;

Olur ya şüphe değil mi? Bu zanla his dövüşür.


Bu perde, perde-i evvel, serâir-i nisvân

Kolayca halledilir sandı birtakım izân.


Muhakkak addedilirse bu felsefe yetişir.

Bu şüphe şeyn-i asaletle gâliben didişir.


Yeter bu iğne tevarüsle müftehir herife,

Muin olur bu şırınga zunûn-ı muhtelife.


Hoca,

Evet, bu şer’-i şerifin yosunlu engereği,

Zulümle, gamla kazılmış mezarların küreği,


Mesabesindeki kanlı diliyle kizb-i sarih,

Döker damarlara kubh-ı nifak eder telkih.


Bunun elinde nikâh, akd ü içtimaiyat,

Vatanda işte bu elde bütün hayat, ü memat.


Bu el, o el ki bütün irtibat-ı nesviyyet

Bununla zar u perişan edilmiş, ulviyet.


Kadınlığın, o zavallı olan samiminde,

Yatar, fakat ne yapar ki girîve-i dinde.


On üç yaşında olan bir kızı nikâh ederek

Alır ve kendisi altmış yaşındadır, bu eşek.


İmam değil mi ya? Bunlar şeriat icabı,

Mahallede ileri kim geğirse ahbabı.


Düğün, filan gibi şeyler o anda tayyolunur,

Mesârifin kapısında zebaniler bulunur.


Vaty: Bu lafz -ı fazahat-şikâf-i istifraş,

Sübut-ı emr-i tahakkuk ve cebr ta be-tıraş.


Tılâ: Mekasıt-ı tahri-i cezbe-i şehvet

Duhul-i gui ile lerziş-i nümâ-yi zevciyet.


Zina: Kebuter-i aşkın kanatlarındaki ruh,

Samiın-i halede bir çift gönül, fakat mecruh.


Zinâta: Zevce olursa livâta-i suğrâ,

Tasarrufunda beis yokmuş olmasaydı eza.


Livâta bahsine ait kurun-ı ülâdan

Bu âna dek yazılan her kitab-ı hazz-efşan,


Yatakların başucunda durur, edille olur,

Fazâyihi iyi tatbik için mecelle olur.


O kız, bu cife-i mat’unenin soluklarını

Yutar, bu cife de yırtar bekâretin zarını.


...er, ...er ve doyunca bıkar, boşar yeniden,

İkinci bir kız alır, çünkü bunca hicret eden


Garib ü bîkes ü avare, serseri dolaşan,

Zavallı aileler var, hükümetin bir an


Muhacirini düşünmek için zamanı mı var?

Elinde bunları iskân için mekânı mı var?


Aziz ü müntekimin siz bakin ki hikmetine,

Bütün Emâkin-i mîriyye yandı haşyetine


Aceb birinci, ikinci, beşinci, yirminci,

Hu kızların, bütün ahlak u ruhuna münci


Olan imamla bu kumpanya halkına sorsak,

Desek ki: Şer’-i şerifin evâmiri ile yasak.


Haram olan şu zina-haneler ki şimdi açık,

Bu sâhibat-ı şeref içlerinde kalbi kırık,


Zavallı, barkı dağılmış olanların birine

Sorun, imam eli değmiş mi çile defterine?


Zeker be-dest-i salâbet, vuzuh-ı şer’-i şerif,

Geğirtilerle ...er, din yolunda eşşek herif.


Cebindeki mühürün her basıldığı evrak,

Eder o haneyi manen zeval ile ihrak.


Domuz yanında onun bir İmam Birgivi'dir,

Bütün şu âlem-i İslam için bela dividir.


Domuz, yutunca götünden yutar dökülse boku

Günah olur diye toplar, bütün tıkar bucuku.


Tıp Fakültesi Hastanesi, Haydarpaşa

12.01.1337