İçeriğe atla

Fuzuli’nln Gazelini Tahmis

Boyut

Râh-ı ışkında dönen necm-i seher peymâya bah

Zülfünün Mecnun'udur sergeşte-i Leyla’ya bah

Ufk-ı hüsnünden doğan mihr-i cihan-ârâya bah

Reng-i rûyundan dem urmuş sagar-ı sahbâya bah

Âfitâb ile kılur dâ’va tutulmuş âye bah


Turra-i müşkin gamile oldu sünbül tarumar

Düştü hicran oduna erdi hazana nev-bahar

Bülbül ağlar, gül perişan ebr-i cülar bî-karar

Ey selamet ehli ol ruhsara bakma zinhar

İhtiraz eyle melâmetten men-i rüsvaya bah


Her-dem-i hicranı birşâm-ı gariban bülbülün

İhmirârı ateş-i lal-i lebindendir mülün

Derd-i aşk-ı yârdan çâk-i giril) anı gülün

Şem başından çıkarmış dûd-ı şevk-i. kâkülün

Böyle kûteh ömr ile başındaki sevdaya bah!


Astânmda esir olmuş kamer, yıldız, güneş

Bende-i bâb-ı rıza dervişler tek çilekeş

Hest zevk-i cavidanî der firak-ı vuslateş

Bildi ışkında nemed-pûş olduğum âyîne-ueş

Rahm edüp her kez bana bakmaz bu istiğnaya bah


Her ne dem tahrik eder sevda rebabm ışktan

Doldurur cam-ı gama hasret şarabın ışktan

Tâ bekey çeksem aceb hicran azabın ışktan

Sinemi çök eyle gör dil ıztırabm ışktan

Revzen aç her-dem hevadan mevc uran deryaya bah!


İhtiraz etme melâmetten tarik-i ışka gir

Âşık-ı dîdara mirât-ı hak olmaz müstetir

Râh-ı ışkında olub pûyan gönül maksuda ir

Ey gözüm bu şâm-ı ikbalin ne yüzden fîredir

Saye salmış âye ol gîsû-yı anber saye bah


Hüsn ü ışk-ı yâre vakfettim dil-i pür-şivemi

Feyz-i enfâs-ı Mesih'e oldu hemdem Neyzen’i

Vaız’ın efsanesi dur edemez andan beni

Ey Fuzulî nice bir men eyleye nâsih seni

Bakma ânın kavline bir çehre-i zibâya bah.


Erenköy, 1908