İçeriğe atla

Sual Ettim Bugün Ben Bir Dolaba

Boyut

Sual ettim bugün ben bir dolaba

Niçin daim sürersin yüz bu âba


Niçin bağrın deliktir gözlerin yaş

Sebep neden dolaştın bu itaba


İniltinden delindi dertli bağrım

Figanından ciğer döndü kebaba


Kararın yok gece gündüz dönersin

Saçarsın yaşların gözden türaba


Ne zulm etti sana bu çarh-ı gerdun

Ki derdin defteri sığmaz hesaba


Dolap eydür Eya gözüm çırağı

Eşitmeğe cevabım aç kulağı


Benim budur sorarsan sergüzeştim

Ki ben yaylar idim bir yüce dağı


Geçirmiştim seradan köklerimi

Eriştirdim süreyyaya budağı


Durağa derneşüben kamu kuşlar

Budağımda tutarlardı otağı


Öterdi tuti ve kumri vü dürraç

Geçirdim bir zaman bu resme çağı


Heves bağında can mürğu gezerken

Üzüldü ömr kuşunun tuzağı


Kaza koptu meğer dest-i Hudadan

Ki bir şahs erişip saldı nacağı


Deliben bağrımı taktı kemendi

Sürüdüler dolaştım her sokağı


Sokaklarda nice müddet yatarken

Gelen geçen ururlardı ayağı


Demir mıhlar dokundu yüreğime

Kaza destiyile çarhın çomağı


Zekerya gibi bağrımdan deliben

Dolap içün düzüttüler yarağı


İnilerim ben anda dost deyiben

Gözüm yaşı sular bostanı bağı


Felek kime tadırdı bir kaşık bal

Sonunda sunmadı tas ile ağı


Süleyman kim sürerdi tahtını yel

Son ucu toprağa kodu yanağı


Sikendir kim cihanı Kaf ber Kaf

Tutup hükmiyle sürmüştür yasağı


Gezip zulmet ararken ab-ı hayvan

Dolu zehr ile sundular ayağı


Kani Kayser kani Kisra Kani Sam

Belirmez bunların yurdu durağı


Cihanın varlığı baştan başa hep

Belâ yurdudürür mihnet ocağı


Resül buna çü beyt-ül-ankebut der

Pes ol olur mekeslerin durağı


Baka ehli fenada mülk edinmez

Bakadır anların yeri durağı


Alâi Gaybi bunda tekke kılmaz

Hakın fazlıdürür ancak dayağı


Sabır seccadesin altına kuşağı

Tevekkülden kuşanmıştır kuşağı


Sözünü Kaygusuz arife söyle

Ne bilsin şekeri dana buzağı