İçeriğe atla

Aruza Veda

Boyut

İlk hasretiyle gençliğimin ilk elemleri

Ey paslı tellerinde gülen, ağlayan aruz

Ey eski dost yâd edelim eski demleri

Madem ki son sadânı dağıtmış, yorulmuşuz!


Anlat alevli bir çölün üstünde ansızın

Billur sesinle hıçkırarak doğduğun günü.

Binbir diyarda binbir ilahi güzel kızın

Anlat nasıl terennümün inletti gönlünü.


Neydin gönülde, şimdi ne oldun zavallı sen

Hıçkır benim de bari bu son gizli nalemi.

Timsalin asumanda ziyalarla işlenen

Bir pembe gül mü, yoksa bir altın piyale mi?


Akşam gruba karşı tüten bir buhurdanın

Hüznüyle şahit olma nihayet zevaline.

İran yoluyla Zühre tâcın, nağme kervanın

Şâhane geldiğin gibi şâhane git yine.


Biz şimdi başka bir ahenge bağlıyız:

Aşk sazıyla geldi erenler bu meclise

Yalnız bugün senin gibi ölgün sadâlıyız

Zira bu saz da parçalanır gülmek istese.


İncitmeden rübabını insafsız ellerin

Zalim temaslarıyla zamanın sitemleri

Ah ayrılırken, inleyerek paslı tellerin

Ey eski dost, yad edelim eski demleri...