İçeriğe atla

Af Akşamı

Boyut

Af buyruğuyla açılmıştı hapishane kapısı

Taşıyordu koca burunlar tıraşlı enseler kara çeneler

Dizleri eğri omuzları çarpılmış sırtlar çıkık dökülüyordu

Vakitlere kapanmış büyük karanlıklardan

Taşıyordu vay dökülüyordu vay

Yırtık pis bitli çirkin

Sokağı dolduruyordu terli can uğultusu


Geçiriyordu avucunu şaşkınlıkla saçından saçından

9 yıl yatmış


Kolunda anası kucağında yavrusu

Doldurmustu kapının önünü kalabalık

Kimi ta dağ köylerinden koşmuş

Kimi ta denizlerden

Bir özlem sarmış bağrı ölümden yüce

Sevgiyle arıyorlar parçalarını

Heybelerinde ekmek destilerinde su


Bir türlü inanamıyordu sokaklara sokaklara

20 yıl yatmış


Gönüllere sığmaz olmuş kavuşmak duygusu

Öyle sarılır ki geçmişe

Erir göğsü göğsünde tutuklunun

Pişmanlık kavaklar tarlalar davarlar için

Pişmanlık gemilere düğünlere ırmaklara

Pişmanlık beşiklerden kağnılardan sessiz

Yerce gökçe değil insan dolusu


Çılgınca kucaklıyordu hepimizi hepimizi

5 buçuk yıl yatmış


Taşar içerde kalanların sorusu

Çubuk demirler arkasından maviliğe

Hem esenliğe ermiş hem yaşlı yelcek

Bir yurt türküsü yeniler karanlığı

Zaman yeğnik değildir yeğniktir

Dön de gör ananı belleyecek

Boş koğuşlar kurmuş pusu


Sönük gözü aydınlıkla büyüyordu büyüyordu

8 yıl yatmış


Çıkınlarda gecenin binlerce gecenin uyunmamış uykusu

Bir yorgunluk çökünce yürünmüş yeryüzünden

Kalabalıkta dağılır birer ikişer özgür

Doğuya batıya kuzeye güneye özgür

Yüreklerinde bir çığ

Yaşamak sevinci vay

Yaşamak korkusu


İnmeli yani sıçrıyordu havaya havaya

17 yıl yatmış