İçeriğe atla

Karınca Kumu

Boyut

Işıl’a....


Yine gittin o karanlık odaya

Karanlık uykularına.

Sen hep gülerdin oysa, gülüverirdin

Bir bakardım eğilmiş su içiyor

Gamzelerinden kuşlar.

Bir bakardım gözlerinde

Güneşli ve sıcak iki hurma.

Bir bakardım hayata dikleniyor

Diktiğin horoz ibikleri saksılarda.

Biriciğim, kardeşim ne oldu sana?


Karşıyaka vapurunda alıştı dilim en çok acıya

Acı çaylar içer ve bakardım karanlık sulara

Bir balığın uykusunu düşlerdim

Karanlık sularda kaybettiği rüyaları,

Sigaramdan kopup giden iki kıvılcım

Merak ederdim ne konuşurlar aralarında?

Sen beni hep merak ederdin,

Sen beni hep yemeğe beklerdin,

Seni sıcacık evimizde bulduğumda

İki kıvılcım buluşmuş gibi olurdu

Balığın karanlık uykusuyla.

Bir kesmeşeker koymuş gibi olurdun sanki

Dilimin ucuna.


Berekettir diye hani geçen hıdrellezde

Karınca kumu toplayıp getirmiştin

Kimse bereketi öyle getirmedi bana

Küçük, küçücük bir torbada

Az gerçi cüzdanımda hala kağıtlar,

Ama bozuklar harmandalı oynuyor,

Zil oluyor parmağımın ucunda,

Küçücük insanlar şimdi cüzdanıma her bakışımda

Neşeli bir ateşin üstünden atlıyor.

Kardeşim, biriciğim, kimse yoksulluğu benim için

Böyle sevimli kılmadı şimdiye kadar.


Kötü rüyalar görürdüm durmadan

Bağırırdı bir yaşlı kadın:

“Mavi alevlerin ortasına,

Bu kırmızı elbise giymiş kadın yakışır.”

Sanırım birileri beni yakacak

diye tuttururdum sabahları.

Ateş iyidir derdin sen, başarıdır,

Çok şeyler başaracaksın.

Kardeşim, biriciğim sen olmasan,

Ablanın kabuslarını kim hayra yorardı?


Yine gülsen, gülüversen,

Ben böyle saymazdım

çarşafımdaki kırmızı gülleri o zaman,

Sayıyorum, sayıyorum

Hiç bitmiyor güller,

sensiz hiç bitmiyor zaman.

Çıksan o karanlık uykudan,

Kilerde fazla güneşimiz kalmış mı bir baksan.

Bütün serotonin geri kalım inhibitörleri birleşseler

Geri alamazlar çünkü,

hayra yorulmuş bir rüya kadar sevinen hayatı,

geri alamazlar bir avuç karınca kumunun huzurunu.