İçeriğe atla

Tavşan Kanı

Boyut

Senden önce bir Rum papazdım

Sakallarıyla bir eski korudan

Meryem dağlarını ünledim miydi

Keçiler şaşırırdı yolunu


Allah için ben insan değildim

Ellerin olmasa okşamasaydın beni

Kim diye bakardın bu kara bulut

Cehennemin ucundan gölgesi


Kendi elinle kazdığın kuyuya

Aşk ufacık bir taş atmaktır

Gürültüsü büyüyünce sessizliğin

Marifet yosunlar gibi susmaktır


Fıkara bir midyeden başlayan deniz

Nasıl da büyüdü mavi oldu

Oturmuş yere hanım hanımcık

Ölümün ayaklarını yıkıyor


Güneş batarken getirdiğin çay

Marmaradan daha yavaş soğurdu

Göz göze geldikçe düşünürdüm de

Hep akşamla boyasınlar sandalları


Biz uslu sevgilerin türbesiydik

Her gece uyanan mezar taşlarıyla

Öyle çoğalırdı ki tavşanlarımız

Yaşayan kalmayacaktı nerdeyse