İçeriğe atla

Mustafa Kemal'in Sofrası

Boyut

yarın akşam gelin dedim ya

yırtık pırtık gelin zarar yok

üç işimin biri barış

biri dünya

biri de sizsiniz dedim ya

yarın akşam gelin

ama mutlaka gelin

buğday konuşacağız


siz yukarı çiğli'den misiniz

o nasıl şey

demek gözleriniz ışık tutmuyor

ellerinizi bir sattınız bulamıyorsunuz

bu evleri böyle tutan siz misiniz

o nasıl şey

insan gözlerine inanamıyor

sofraya buyurun sofraya

belli yorgunsunuz

peynir kestim sucuk doğradım

günbalı erittim bakın ya

içinizi ısıtırsınız

su içersiniz

sofraya buyurun sofraya

buğday konuşacağız


benim sizi bir görmüşlüğüm var

dur dur nereden bileceğim

ayvansaray'da dokumacı osman mı

hani geceleyin şarabını içtiğimiz

osman değil mi yanlışım mı var

öyleyse dur sebat matbaasından ibrahim

gözü daima tok karnı daima aç

gördün mü nasıl bildim

ibrahim gel ellerini silmeden gel

bu cıgara senin bu minder senin

ibrahim gel buyur sofraya

gel dedim ya

buğday konuşacağız


ragıp saatin kaç saatin

unutma dokuzda ajans dinleyeceğiz

demek yine kitapların ellerinden tutuyorsun

şiir deyip daldığın oluyor roman deyip daldığın

yine çocuk bahçesinde mor salkımlar uyanıyor

üniversite kitaplığında büyük kitapların

bu sabah haydi hegel'i okuyorsun

st-simon'u yarın

ragıp saatin kaç saatin

beyazıt meydanında fıskiyeler davrandı mı

haydi gel sahaflar çarşısına uğra da gel

unutma bir tutam ışık getir sofraya

bir avuç fikret getir bir yürek dolusu mustafa kemal

kalpakları tozlu paşaların çığlıklı gözlerinden

bir tutam kuvayı milliye mavisi

bir avuç umut getir dedim ya

en iyisi

sofraya buyur sofraya

buğday konuşacağız


akşama yarın akşama gelin

işte gelin hepinizi bekliyorum

siz de gelin pamuk halkı tütün milleti

hemen öylece gelin yabancı mıyız

ağrı çobanları sizi de beklerim

raman sen de gel çocuklarını da getir

soframda şenlik olsun içim açılsın

siz olmadınız mı yalnızım yadsıyım yabancıyım

siz yok musunuz varlığım ne kelime

yarın akşama gelin

ama mutlaka gelin

buğday konuşacağız