İçeriğe atla

Renkler-şekiller-sayılar

Boyut

Biz biber şerbetini içerek büyütüldük

Otsuz, susuz, gölgesiz topraklarda güdüldük

Her gün bir değirmene girerek öğütüldük


Bu ne mantıksız oyun, bu ne ölçüsüz saha

Akşama gözlü girer, kör çıkarız sabaha...

¥

Yaptığımız köprünün nöbetçisi Azrail

Yattığımız yatağın uykusu bizim değil

Yediğimiz yemeğin suyu kan, ekmeği kil


Hayret! Elsiz ayaksız yürüyoruz felaha

Akşama temiz girer, kir çıkarız sabaha...

¥

Korkunun koynundayız bugün-yarın arası

Dünyamız tescillenmiş dört duvarın arası

Bin yıllık fetret çağı dede torun arası


Sevginin kapısını açan olmadı daha

Akşama kolay girer, zor çıkarız sabaha...

¥

Hayat güzel mi, nasıl? Beden gurbet, can garip

Yatmamız mukaddermiş ateşe yorgan serip

Yokluk başucumuzda sallanan yağlı bir ip


Umutlar çöl serabı, mezarlıklar tek vaha

Akşama iki girer, bir çıkarız sabaha...

¥

Yüzümüze baktıkça gölgemiz bize güler

Irmaklar bize ağlar, göl-deniz bize güler

Dağda kar, evde koltuk, yolda iz bize güler


Kulluğun idrakinde kul olmadık Allah’a

Akşama hayır girer, şer çıkarız sabaha...


(Suları Islatamadım)