İçeriğe atla

Müzelik Şiir - Akıl Karaya Vurdu

Boyut

Yürüyen heykellerle aynı müzedeyim ben

Konuşan mumyalara kimden söz edeyim ben

Fikren işkencedeyim, ruhen cezadayım ben

Korkaklığın sükûtu kol geziyor her yerde

Sanki tek başımayım, tek kişilik mahşerde.


Putların gölgesinde dans eder akbabalar

Söz sokakta dolaşır, öz zindanda çabalar

Atılan ucuz safra selâmlar, merhabalar

En temiz topraklara gül eksem mantar biter

Yollar sırat köprüsü, durmak düşmekten beter.


Kaybettim mesafeyi, zamandan uzaklaştım

Sevgi diye sarıldım, isyanla kucaklaştım

Ne kendimden kurtuldum, ne kendime yaklaştım

Toprağın üstü mezar, zevke dalmış ölüler

Can sıkmaya yetiyor canlı kalmış ölüler.


Fuhuş yuvası sanki en görkemli binalar

Çamur evlât doğurur taş yürekli analar

Resmen hak tevzi eder hakkı boğan canavar

Koşanlar, yarışanlar.. dehşet ötesi dehşet

Akıl karaya vurdu, gırtlağı geçti vahşet.


Meydanlar tıklım tıklım, caddeler salkım-saçak

Kölelik histerisi yayılmış köşe-bucak

Elli tane hokkabaz, elli milyon oyuncak

Müdür ve müdüriçe müzenin bekçileri

Aferine çalışır düzenin bekçileri.


Mülkü kazanan ayrı, tasarruf eden ayrı

Hisseler neden farklı, hak, hukuk neden ayrı?

Hasta yaşar deniyor, baş ile beden ayrı

Mantık yürütmek yasak, itiraz eylemek suç

Neşe-eğlence cinnet! .. Yatıp uyumak korkunç!


Güvenmek aldanmaktır.. ölçü-tartı izafî

Mert-namert, güzel-çirkin, eksi-artı izafî

Çoğunun cebindeki kimlik kartı izafî

Kim kimdir? Kim kim değil? Anlamak ve bilmek zor

Oynanan komediye gül diyorlar, gülmek zor.


Figüran heykeller var kül tablası boyunda

Beş yüz göbek atarlar dakikalık oyunda

İşlenen her günaha kurtta ortak, koyun da...

Kalmışım ara yerde, tozdayım, dumandayım

Kirli bir mekândayım, iğrenç bir zamandayım.


24.7.1991

(Akıl Karaya Vurdu)